09 Nisan, 2008


sevgili günlük,

sabah uyandığımda, dün minicik üç tomurcuktan oluşan uçuğumun, çin seddi haline gelerek artık uzaydan bile görülebileceğini fark ettim. televizyon seyrederken dahi görüş alanımın dışına çıkmayan bu kocaman olguyla nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. yemek yemek adeta haram, diş fırçalamak bir kabus. rüyamda minik yeğenimi gördüm, konuşabiliyordu. bunu ilk fark ettiğimde sevinçten kafayı yiyecektim. üstelik beni tanıyordu. "halacım şeftali suyunu uzatır mısın lütfen" dedi. hem de kibar, uu, yerim ben seni yerim. bu aralar sevgili paraşüt'ün arada sırada hepimizi derinden sarsan pms dalgasından fırlayan baskın negatif östrojen hormonları beni de esir etmiş görünüyor. yolda gördüğüm bütün sarışın ve renkli gözlü bebelerin kollarını, bacaklarını ve yanaklarını ısırmak istiyorum. bu cümleyi sarf ettiğim için kara saçlı, kara gözlü, tek kaşlı bir evladım olursa allahımdanbuldum der geçerim. brus bu aralar biraz hasta, sanırım dehidrasyona uğramış. cuma günü çok güzel bir gün olacak. aslında hayat fena değil. hadiöptüö.

silgi @ 12:42:00 PM -