27 Ağustos, 2007

"Seni çok özledim kızkardeş, biliyorum tüm ömürleri boyunca huzuru bulamayacak bizim gibiler; yanlış yerde arıyoruz belki, kimbilir. Ama istesek buluruz, biliyorum bunu."
Seni çok özledim kızkardeş. Elsa var, biliyor musun sen onu? Bilmiyorsan bir ara bahsetmek isterim sana ondan. Türk kahvesi yaparız, bol şekerli. Sen sigara içmeyi sevmezsin ama sigara da içeriz. Yeni yatağım çok rahat, üstündeki örtü de çok güzel. Yatağımın üstünde bağdaş kurarız karşılıklı, "abi nasıl öyle oturuyorsun ya" dersin, bi-iki güleriz. Yastıklarım. Yastıklarım da var, bir tanesini sırtına koyarım; duvar üşütmesin seni. Hoş, üşütmez ya. Orda da havalar sıcak mı? Bilgisayar başında oje de sürebiliriz. Sen saçlarını yıkarsın, ben sana havlumu veririm, kafanda havluyla oturursun Hintli kadınlar gibi, gülersem kızarsın tamam. Yani işte çok özledim aslında gerçekten hı hı. Annem seni sordu geçenlerde, "Küçük Emrah'la arkadaş olmuş" dedim, fotoğrafını gösterdim, "haha deli bu kız" dedi. Sen deli değilsin de, işte, yani gerçekten huzuru bulamayacaklar mı şimdi? Bunu okumak beni biraz üzdü. Seni özlemek kadar değil ama. O kadar çok şey birikti ki. Birikenleri torbalara koydum, masamın altında duruyorlar toz içinde. Temizlik de yapabiliriz çok istersen.
"Elleri var küçücük, yüzüyse çiçeklerinden güzel."
Hani işten çıktıktan sonra bir gülmesinir krizi geliyordu ya her seferinde sokağın ortasında, hah işte ondan istiyorum ben bir kaç tane. Aseton yok evde, aseton alayım. Karpuz da seversin sen. Çekirdeklerini ayıklarsan ben de yerim biraz.
"bugün, uzaktan sevdiği gelen bir insanın gözlerinin içindeki ışıltının nasıl bir şey olduğuna şahit oldum. bu güne dek domuz gibi görünen bir kadın, bugün, sanki uzun bir aradan sonra hayata dönmüş gibiydi. sevdiği adam yanındaydı. o anda gözlerimin önüne bir ayna geldi, kendime baktım. kocaman bir dünya vardı ve yapayalnızdım ortasında. yüzüme bakamadım, kendimle göz göze gelemedim. bugün, sevdiği adamın yanında olmasıyla gözleri pırıl pırıl parlayan o kadını görünce, boğazımda bir şey düğümlendi. uzun süredir bu kadar ağlamak istediğimi hatırlamıyorum."
Çok şey değişmiş gibi yazdım da, aslında hiçbir şey değişmedi, ne tuhaf. Hemen gel.
silgi @ 3:35:00 AM -
Bos zamanlarimda sahibinden.com'dan kendime güzel evler begenir, onlarin içinde yasadigimi hayâl ederim. Espri öncesi southpark sessizligine bayilirim; bunu gerçeklestirebilen kisilerle aramda özel bir bag olduguna inanirim. Kapkalin dudakli insanlardan, bagirarak gülen erkeklerden, sakalli bebeklerden çok korkarim. En sevdigim tatli eticindir. Sans Yolu isimli yarismada sekiz sene boyunca soket degistirme asistani olarak çalistim. Zekiyim ama tembelim; ben iyiyim ama çevrem kötü.
bu çok, çok etkileyici bir yazıydı. rastgele gördüm okudum. etkilendim..
her insan böyle bir mektup yazmak istemiştir hayatında. buna eminim. ama yazacak böyle bir "kız kardeş" olmamıştır. olduysa da gündelik pisliklerden vakit bulunarak yazılamamıştır..
bu minicik dikdortgeninden nefret ediyorum silgi. yazilarini okuma sevdami limitliyor/sun. o salak minik dikdortgeni karelere bolmek, kosesindeki asagi yukari giden aptal cizgiyi de dikdortgenin bogrune bogrune saplamak istiyor; ama sag kosedeki zavalli makinemsi kuklacigin gununu mahvedip, kabuslarina girmekten korkuyorum. oh, soyledim, rahatladim.
doğancan teşekkür ederim. kızkardeş bunu okur mu okumaz mı bilmiyorum ama yazmak geldi içimden, yazdım.
ganze, bense bu minicik dikdörtgene bayılıyorum. aslında limitlenen bir şey yok ortada, hatta yazının tümü görünmediği için ben olsam "acaba devamında ne var" diye heyecanlanırdım, zira çapraz okuma yapıp arada duran -belki de kilit niteliğinde olabilecek- kelimelere gözümüzün çarpma ihtimalini oldukça düşürüyor. eğer buradan hoşlanmıyorsan google reader'dan da takip edebilirsin hem. oradaki görünümü sınırlamadım, o kadar bencil olamadım. öptüm.
o değil de bgn geliyor musun bana sen?
bsorbyr
Yorum Gönder