17 Mayıs, 2007
Dün gece, hayatımda gördüğüm "en" rüyayı gördüm. Gerekli sıfatları bu yazıyı okuduktan sonra kafanıza göre doldurabilirsiniz.
Kadıköy'deki evdeyim, sanki yıllar önce bütün eşyalarımı toplayıp ağlaya ağlaya ayrılmamışım gibi bir rahatlık ve huzur var üstümde. Minicik balkonundan sarkmış, arkadaki çerçöp içindeki bahçeye bakıyorum. Kapı çalıyor, heyecanlanıyorum, aynaya göz atıp saçımı kontrol ediyorum ve kapıyı açıyorum. Yıllardır görmediğim ne kadar dostum, arkadaşım, sevgilim, akrabam varsa çıt çıkarmadan ve sırayla kapıdan giriyorlar. Önce salonu dolduruyorlar, salona sığmayanlar yatak odasında boş bulduğu yerlere (halı, masa üstleri, yatak vs.) oturuyorlar. Hepsine gidip tek tek sarılmak istiyorum, ama öyle sessizler ki, yaptığım şey yanlış olur diye çekinip kapının aralığından bakıyorum suratlarına. Kimse bir şey konuşmuyor, kimse anlamlı bakmıyor, o'nun gözlerini yakalamaya çalışıyorum, herkesin neden böyle davrandığını bana bir tek o açıklar diye düşünüyorum. Kafasını kaldırıyor bir süre sonra, gülümsüyorum, yerinden kalkıp yanıma geliyor, elimden tutuyor, evin kapısının önüne götürüyor beni.
"Sakın yapma, sakın bunu yapma." diyor.
"Ne yapmayacağım, ne oldu ki şimdi, neden herkes böyle, Allahım ne kadar değişmişsin yıllar içinde, çok özlemişim seni, iyi misin, her şey yolunda mı orada?" diyorum.
"Bunu sakın yapma, yapabileceğin en yanlış şey olur bu, daha iyi şeyler var yapabileceğin, biraz düşün." diyor.
Kapının dışına çıkarıyor beni, sımsıkı sarılıyor, kemiklerim kırılacak sanki, kulağıma "Sakın." diyor, arkamdan kapıyı kapatıyor. Bir süre afallayıp kalakalıyorum olduğum yerde. Sonra içeriden gelen konuşma ve gülüşme seslerini duyuyorum. "Nerede bu kız?" diyenler, "Allah allah hem çağırdı, hem de evde yok silgi hanım, pes yani" diyenler, "Aaa sen de mi buradasın, gel bi' öpeyim" diyenler... Duyduğum her sesin kime ait olduğunu tek tek algılıyorum, bir tek o'nun sesi yok. "Öldüğü için mi acaba?" diye düşünüyorum. Olduğum yere çöküp ağlamaya başlıyorum, "demek gerçekten ölmüş" diyerek.
Yanaklarımın ıslaklığıyla uyandım sonra. İçim bi' garip hâlâ.
silgi @ 2:03:00 PM -
Bos zamanlarimda sahibinden.com'dan kendime güzel evler begenir, onlarin içinde yasadigimi hayâl ederim. Espri öncesi southpark sessizligine bayilirim; bunu gerçeklestirebilen kisilerle aramda özel bir bag olduguna inanirim. Kapkalin dudakli insanlardan, bagirarak gülen erkeklerden, sakalli bebeklerden çok korkarim. En sevdigim tatli eticindir. Sans Yolu isimli yarismada sekiz sene boyunca soket degistirme asistani olarak çalistim. Zekiyim ama tembelim; ben iyiyim ama çevrem kötü.
yazının sonuna gelince daha dogrusu rüyanınmı demeli bana çok yakın bi şeyi hatırlattı..ve benimde içimi bi garip yaptın
böyle de olmazki yaaa... nefesim kesildi. tıkandım. anlamsızlaştım...
rüyanızın tabiri:
bu rüya senin içeriden sesi gelmeyen arkadaşı kaybetme korkundan mütevellittir. bilinçaltın yanında bu zor durumda bile tüm sevdiklerinin olacağını sana göstermiş.bunun dışında bir durum yok.müsterih olunuz. :)
rumuz: bilgili şirin
uxphxodr
rüyamda tüm sevdiklerim yanımda değil, gördüğüm insanlar yıllardır görüşmediğim kişiler ve sesi gelmeyen kişi zaten öldü. daha ne kadar kaybedebilirim bilmiyorum. ama çok optimist bir yorum, içim açıldı, sağol kuzum.
merhaba,
ilk aklıma gelen the others'ta kidman'ın kocasının sisler içinden çıktığı sahne oldu.
evi dolduran dostlarınız sizin o evdeki anılarınızı simgeliyor gibi geldi. anılarınızı ve hayatın kendisini... o orada iken diğerlerinin sesini duymayışınız tüm hayatınızı o'nun kapladığını, o gittikten sonra da diğerlerinin (bknz: the others) günlük konuşmalarını duymanız hayatın kaldığı yerden devam edişini simgeliyor olabilir mi?
arkadaşınızın sizi uyardığı noktanın ne olduğunu kestirmek güç. kimbilir belki de bir daha asla kimseyi hayatının merkezine bu kadar koyma demek istedi. (hatırlayınız o orada iken diğerlerinin sesini duymuyordunuz. belki de o insanlar yine günlük konuşmalarını yapıyorlardı fakat siz onları duymayı reddediyordunuz bir şekilde.)
oraya geliş amacı kadıköy'ü, o çorak bahçeyi vs.'yi geride bırakmanız gerektiğini söylemek olabilir mi?
tüm söylenenler yalan, yaşananlar baki. umarım atlatırsınız efendim..
bazı yerlere katılmamak elde değil, teşekkür ederim torkunc.
Yorum Gönder