|
Gözlerimi açıyorum, baş ucumda Antony. "Kalk" diyor, "Çok uyudun". Kocaman bir "hhmmfffsktirgitlanbaşmdaneeeeh" eşliğinde sırtımı dönüyor ve duvara tepiği atıyorum. O an dank ediyor kafama. Antony'nin odamda ne işi var diye düşünüyorum. "Yoksaaa..." diye dönüyorum. Antony gülümsüyor, dün gece aramızda birşey geçmediğini anlıyorum, rahatlıyorum. Şarkı söyleyelim diyor. "Iııh, sesim daha çatlamadı" diye cevaplıyorum. Israr ediyor... "Onca yolu boşuna mı geldim ben" diyor. Bu adam benimle niye İspanyolca konuşuyor ki diye düşünüyorum. "De ningun modo" diyorum sert bir tonla. Ne dedim acaba diye düşünüyorum. O anlıyor ama. Tutup kolumdan çekiyor, salona sürüklüyor. "Sen uyurken yaptım" diyor. Ne zamandan beri uykuda olduğumu düşünüyorum. Domino taşlarımı bulmuş, dizmiş. En öndekini de boyuna dikmiş. Hafifçe itmem yeterli olacak sonraaa hepsi teker teker devrilecek. Dayanamıyorum, hemen öndeki taşa dokunuyorum... Devrilmeye başlıyorlar ardı ardına. Dönemeçte devrilen taş bir sonrakini deviremiyor. Sinirleniyorum. Antony bile mükemmel değil diye düşünüyorum. Cripple and the Starfish'i söylemeye başlıyor, ben de eşlik ediyorum istemeden. Bu benim rüyam, ama benim sözüm hiç geçmiyor diye düşünüyorum. Antony, her istediğini yapıyor. Acaba Antony'nin rüyası mı bu diyorum. Belki de Antony beni rüyasında görmüştür. Öyle olduğuna inanıp mutlu oluyorum. Gözüm duvarın dibindeki tabloya takılıyor. Erdembeyler sonunda baskılarıma dayanamayıp 25. yaş günümde hediye etmişlerdi. Geleneksel Müslüman-Türk aile yapısında Kubizm'in yeri yok dediysem de dinletemedim. Yine de çok güzel, ona yakışacak bir duvarım olmadığından köşede duruyordu. Antony yerden alıp karşı duvara asıyor. Salon güzelleşiyor bir anda. Bu kesin Antony'nin rüyası diye düşünüyorum. Ayrılık vakti geliyor. Pencereye bir belediye otobüsü yanaşıyor. Ne oluyoruz diyorum, ev 4. katta değil miydi? Otobüsün kapıları açılıyor. Şoför Ferdi Tayfur dinliyor. Antony'yi alıp gidiyor. Hiç olmazsa taksi çağırsaydım diyorum. Ne de olsa o kadar yolu benim için geldi. Ezgi arıyor sonra, kahvaltı edelim diyor. Çok acıktığımı farkediyorum. Tabloyu duvardan alıp eski yerine koyuyorum. Daha güzelleşiyor oda. Sonra tekrar yatıyorum. not: İlk konuk yazarımız iyacp oldu. Kendisine bu silgitadındaki yazı için teşekkür ediyoruz. iyacp yazıp 3433'e gönderin. silgi @ 9:32:00 PM -
|
|
|
onur duydum efenim. :)
scwchnia
Silgi baska bir blogda gordum duydum ki elinde Ah Canim Ahmet mp3 leri varmis.l Onlari bana verirsen kulun olurum, karsiloiginda da aklina ne geliyorsa veririm. Cidden. Lutfen.
blog'da görünen mail adresine gönderiyorum hemen.
erdem canımsın.
Yorum Gönder