30 Mayıs, 2006


Bir süre önce anneanneme dertleşmeye gittim. "Anneanne be" dedim, "seviyorum, bir insan kendinden başka birini ne kadar sevebilirse o kadar çok seviyorum işte onu. Ama olmuyor, o olmuyor, o olmayınca biz de olmuyoruz. Artık ne bilip bilmediğimden bile emin değilim. Bana bir şeyler söyle." Güzel bakar benim anneannem, bir tane de sigara yakar öyle güzel bakmaya başladığında. Sigarasını yaktı, gözlerini üzerime dikti, "Bana bak kedi." dedi "Bir kadının senin gibi sevmesi kolay bir şey değildir; kadınlar sevmeyi bilmezler. Sen biliyorsan, öğrendiysen sevmeyi, o zaman şunu da öğrenmenin zamanı geldi: Seni gerçekten seven bir adam, anneanne kucağında cevaplar arattırmaz sana. Ve bir kadın sadece, kendisini gerçekten seven bir adamla mutlu olabilir. Bunları zaten biliyorum deme bana, anladığın gün tekrar konuşuruz, e mi."

Bu gece eve dönüş yolunda, yılın ilk haşlanmış mısırını yerken, anneannemin ne demek istediğini anladım: yılın ilk haşlanmış mısırını o'nunla yemek isteyip de yalnız başına yiyorsan, anlamak zorundasındır, anladım.

silgi @ 2:22:00 AM -


02 Mayıs, 2006


silgi:
insanın, güvenmediği biriyle beraber olması intihar gibi bir şey sanırım.

thething:
güvenmediğin biriyle beraber olmaya devam etme kararı aldığında, zaten her şey senin dışında gelişiyormuş gibi hissediyorsun; kontrol elinden kaçıyor.

silgi:
biriyle beraberken kontrolü elinde tutmaya çalışıyorsan, daha önce "intihar" girişimlerin olmuş demektir.

thething:
bu 'o'nun sana verdiği bir haksa peki? sen onun en ücra köşelerine girebiliyorsan ve "insan"lığın ağır basıp da daha fazlasına sahip olmak istersen?

silgi:
bazı haklar ancak verildiğinde alınırlar; bazı haklarsa, verildiğinde bile alınmamalıdır.

thething:
başka sorum yok hakime hanım.

silgi @ 2:31:00 AM -