15 Aralık, 2005


Bugün Ezgi'yle evde boş boş otururken ansızın sinemaya gitmeye karar verdik. Atladık arabaya, (bu "arabaya atladık" kısmını pek kolay söylüyor gibi görünsem de, bu konuya daha sonra tekrar döneceğim.) gittik Nautilus'a. "Oliver Twist mi, The Exorcism of Emily Rose mu" ikilemimizden, Ezgi'nin "gidelim işte, korkarız ne güzel, patlamış mısır da alırız, kola da alırız, korkalım işte, hadi korkalım." baskılarıyla çıkarak biletlerimizi Emily Rose'a aldık. Size tek söyleyebileceğim, eğer korkmak istiyorsanız bu filme gitmemeniz gerektiği. Şahsen ben, yanımdaki kadının filmdeki tek 'korkunçlu' sahneden korkup çıkardığı "hiiii!" sesinde bir kez irkildim yalnızca. Bakın, o sahneden değil, yanımdaki kadının korkmasından korktum diyorum size, anlıyor musunuz? Ha, gece 3'te bir yanık kokusu alıp uyanırsam, aniden dua etmeye başlayabilirim tabii, o apayrı.

Şimdi düşündüm de, Ezgi'yle yaşadığımız araba park etme ve park edemediğimiz arabayı yola çıkarma maceralarından sizleri haberdar etmemin bana bir faydası değil, zararı olabilir. Arabası olan bütün arkadaşlarım askere gitti, o yüzden Ezgi'ye bir süre iyi davranmam gerekecek, kahretsin.

Winamp'in Christmas skin'ini indirdim sabah, insana huzur veriyor resmen, ışıklar yanıp sönüyor, bayıldım.

14 gün kaldı yılbaşına, elimdeki tek plân; hiçbir plânım olmazsa daha önce görmediğim biriyle sinemaya gitme olasılığı. Sevgili "daha önce görmediğim biri", eğer bunu okursan bana kızma, e mi? Yeni yıla sinemada girilir mi hem, delirdin galiba.

Velhasıl, bana hediye almak istiyorsanız veya bir program önerisinde bulunacaksanız elinizi çabuk tutun işte. Hadi.

silgi @ 8:23:00 PM -